Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (3 Mayıs 2016; 12:00)

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'E VAHYİN GELİŞİ VE BAŞKA BOYUTTAKİ BİR VARLIĞIN BİZİM BOYUTUMUZLA BAĞLANTIYA GEÇTİĞİNDE OLUŞAN AĞIRLIK HİSSİNİN BİLİMSEL AÇIKLAMASI

Bu gravitonlar yer çekimini belirleyen partiküller biliyorsunuz. Bunlar üst boyutlarda daha fazla bulunuyor. Üst boyuttan bir varlık bizim boyutumuzla bağlantıya geçince bizim boyutumuza süpürülmeye başlıyorlar. Yani oraya doğru gelmeye başlıyorlar. Bu teknik bir terim yani. Cebrail (a.s) bizim boyutumuzla bağlantıya geçince tam o noktada yer çekimi çok artıyor. Aynı şekilde cinlerle bağlantıya geçenler de çok daha az miktarda bunu hissediyorlar. Ağırlık hisseder mesela cin koluna geldiğinde kolu kurşun gibi olur. Bütün cinciler bilir. Böyle elektrik süpürgesiyle çekilmesi gibi o gravitonlar, bu partiküller bizim boyutumuza doğru akmaya başlıyorlar. Yani emiliyorlar oraya doğru. Cebrail (a.s) de geldiğinde o boyuttan geldiği için maddede o tarzda bir değişiklik oluyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e müthiş bir ağırlık geliyor Ama sonra gittiğinde ferahlıyor. Zaten insanlar dikkatlice bakmasınlar diye yüzünü tülbentle kapatıyorlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in. Peygamberimiz (s.a.v.)’a her vahiy geldiğinde hemen anlıyorlar, terlemeye başlıyor çünkü, kızarıyor, gözünü kapatıyor anlıyorlar vahiy geldiğini. Hemen üstünü genişçe bir tülbentle kapatıyorlar, hiç kimse konuşmuyor, bakmıyorlar da Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Sadece vahyi dinliyorlar.

Vahiy geldiğinde hemen başlarını öne eğiyorlar, nezaketen. Bakmıyorlar. Zaten adap edep onu gerektirir. Çünkü baygınlık hali geliyor. Orada oturup seyretmek olmaz. Ama yine de ne olur ne olmaz göz kayar diye yani insanın gözü bakabilir, sahabeler nezaketli olup hemen örtüyorlar yüzünü. Tülbent, ince tülbent ki rahatsız olmasın. Kalın örtü olursa rahatsız olur nefes alamaz. İnce, rahat hava alabileceği gibi tülbentle örtüyorlar. Çok sık nefes almaya başlıyor. Vücuda çok basınç olduğu için yani herhalde kalp atışı da çok yükseliyor anladığım kadarıyla çok çok sık nefes almaya başlıyor. Yani bir koşan adam gibi, vahyin ağırlığından. Böyle inci tanesi gibi tertemiz terler dökülüyor alnından yüzünden, o devam ediyor vahiy. Böyle “çıngırak gibi bir ses duyuyorum önce” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Çıngırak sesi gibi tıngır tıngır tıngır gibi bir ses. Yani bir çıngırağı andıran. Tın tın tın gibi ona benzer artık nasılsa anlıyordum o zaman diyor vahiyin geleceğini diyor. Zaten arkasından baygınlık hali geliyor.  Zaten çok manidar bak ayette diyor ki bak Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey Muhammed doğrusu biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.” Bak burada da Cenab-ı Allah işaret ediyor. Ağır. Müthiş bir ağırlık veriyor. Ama bunu zaten cin çağıran herkes bilir. Cinci dünyada milyonlarca bu işle ilgilenen adam var. Hepsi ağırlığı görmüş, duymuştur, bilmiştir yani. Yani bu sadece Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu olayında açıklanması gereken bir durum değil. Cinlerde de aynı sistem oluyor. Çünkü o boyut ikinci boyut, üçüncü boyut. Biz üç boyutluysak onlar dördüncü boyutta olmuş oluyorlar. O boyut farklılığında bu oluyor.

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV) MEHDİYET DÖNEMİNDE TELEVİZYONUN OLACAĞINI ÇOK NET ANLATMIŞTIR

İmam Rıza, İmam Mehdi (a.s)’nin özelliklerini anlatıyor. "Aklımda kaldığı kadarını anlatayım" diyor sahabi. "Mehdi insanların en bilgini, en hikmetlisi, en takvası, en halimi, en cömerti, en çok kulluk yapanıdır. Her tarafı görür" diyor. Herhalde televizyon internet ona dikkat çekiyor olabilir. "Onun gölgesi yoktur" diyor, herhalde televizyondaki görüntüsünü kastediyor. Çünkü televizyonda görüntü iki boyutlu olduğu için gölgesi olmaz. Televizyonu çok mükemmel açıklamış. Bak "her yeri görür" diyor. Sağı solu her yeri görür diyor. Gölgesi yoktur diyor televizyondaki görüntünün de gölgesi yok değil mi? "Gözü uyur fakat kalbi uyumaz." Yani kalbi sürekli Allah'la beraberdir diyor. "Ona ilham edilir" Allah kalbine ilham eder. "Kokusu misk kokularının en güzelidir." Çok güzel bir kokusu vardır diyor. "Duası müstecap (kabuldür) hatta dua etse taş ortadan yarılır" diyor. Yevm'ul-Helas 84'te. Yani hiç ummadık şeyler bile olur diyor onun duasıyla. Taş ortadan yarılır, onu mecaz anlamında söylüyor. Yani en olmayacak gibi olan şeyler olur anlamında diyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (2 Mayıs 2016; 12:00)

 

HZ. İBRAHİM ZENGİNDİ. ALLAH KURAN'DA HZ. İBRAHİM'İ ZENGİN KILDIĞINI BİLDİRMİŞTİR. AYNI BİLGİ TEVRAT'TA DA YER ALMAKTADIR

Hz. İbrahim (a.s) çok zengindi. Kuran ayetinde, zengin olduğu açıkça belirtiliyor. Aynı şekilde Tevrat’ta da Yaratılış bölümü 24: 34-36. “Adam, “Ben İbrahim’im hizmetkârıyım” dedi. “Rab Efendim’i alabildiğine kutsadı.” Yani “Hz. İbrahim (a.s)’ı alabildiğine kutsadı.” Diyor Cenab-ı Allah. “Ve onu zengin etti. Ona davar, sığır, altın, gümüş, köleler, cariyeler, develer, eşekler verdi. Karısı Sara, ileri yaşta Efendim’e bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi oğluna verdi” diyor. Hz. İshak (a.s).

Yaratılış bölümü 26: 12-13, “İshak o ülkede ekin ekti ve ektiğinin yüz katını biçti.” Allah bereket veriyor. “Rab onu kutsamıştı. İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.” Bak, Tevrat’ta “zengin oldu” demiyor. “Çok zengin oldu. Sürülerle davar, sığır ve birçok uşak sahibi oldu. “Filistililer” o zamanın putperest kavmi. O devirde Filisti diye kavim vardı. Gittiler “Filistin” diye adamlar o putperestlerin ismini kendilerine aldılar. Kardeşim, sen Müslüman adamsın. Putperest ismini niye alıyorsun? Nerenin Filistisi? Sen Müslüman adamsın. Hz. İsmail (a.s)’ın evladısın. Filisti’yle alakan yok. Çok büyük hata yaptılar. Onu düzeltmeleri lazım. Yani Filistin denmemesi lazım. “Onu kıskanmaya başladılar.” Kimi? Peygamberi kıskanıyorlar. Filistililer Hz. İshak (a.s)’ı. “Avimelek İshak'a, “Ülkemizden git” dedi, “Çünkü gücün bizim gücümüzü aştı.” Bak, ta o zamanlar Musevileri kovma, gönderme kafası var. Görüyor musunuz? İbrahim (a.s)’ın evlatlarını. Kıskanıyor, zenginliğini kıskanıyor. “Git” diyor. Nereye gidecek? Kendi ülkesi, atasının yeri.

Yaratılış’ta 30:43, Hz. Yakup (a.s) da çok zengin yani Hz. İsrail (a.s). “Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, cariye, köle, deve, eşek sahibi oldu.” Şimdi kölesi var ama paşa gibi yaşıyor köle. Cariyesi var ama prenses gibi yaşıyor. Yani bizim bildiğimiz gibi değil. Eşek o zamanın arabası. Çok önemli yani. Eşek deyip geçmeyeceksin. Atlar, koyunlar, davarlar, zaten çadır hayatı yaşıyorlar. Süt, tereyağı, bol bol yani.

 

MAL DAĞITIRKEN HESABA VURMAK, GRAMA ÖLÇÜYE VURMAK MÜMİNE YAKIŞMAZ. MÜMİN MALINI HESAPSIZCA GÜZELLİKLE VERİR, SÖZÜNÜ ETMEZ

Sad Suresi 35’te Hz. Süleyman (a.s), “Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et.” Allah’tan zenginlik istiyor. “Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.” Cenab-ı Allah cinleri bile emrine veriyor. Müthiş bir teknoloji sunuyor.

Sad Suresi, 39. “İşte bu, bizim vergimizdir.” “Benim dağıttığım” diyor Allah. “(Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.” Aynı bak, Hz. Mehdi (a.s) gibi. “Mehdi de hesaba vurmaksızın dağıtacak” diyor “malı.” Hesaba niye vurmuyor? Çünkü Müslümanlıkta velayet sisteminde öyle bir şey yok. Hesaba vuruyorsa bir cimrilik vardır. Sen fakire mal dağıtıyorsun, kiloyla niye veriyorsun? Gücünün yetebildiği kadar ver kucağına, gönder. Elbise taşıyabildiği kadar ver. Yiyecek taşıyabildiği kadar ver. Niye tartıyorsun? Niye grama vuruyorsun? Grama vurmak, teraziye götürmek İslam ahlakına yakışmaz dağıtırken. Avuç avuç dağıtacaksın. Bol bol dağıtacaksın. Kuran ona dikkat çekiyor, “hesaba vurmaksızın.” “Hesaba vurma” diyor. Şu kadar dağıttım da demeyeceksin. Şu kadar verdim de demeyeceksin. Zibil gibi, fakire fukaraya öyle dağıtılır.

Yusuf Suresi, 54-56’da, “Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkân (iktidar) verdik.” diyor Allah. “Güç ve imkân (iktidar)” Yani zenginlik, mal, mülk, iktidar, her şey. “Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.” diyor Cenab-ı Allah.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (30 Nisan 2016; 12:00)

 

AYETTE BAHSİ GEÇEN “KÜFRÜN BOYNUNA TAKILAN HALKALAR” MANEVİ BİR AZAP ŞEKLİ OLABİLİR

Sebe Suresi 33. ayette Allah ehli küfrün boyunlarına takılan halkalardan bahsediyor. Belki de azap onlara o şekilde veriliyor. O takılıyor boynuna, o sürekli kalıyor sonsuz ömrü boyunca. Onunla Allah onlara azap yapıyor olabilir. Çünkü tırmanan bir ıstıraptan bahsediyor yukarı doğru çeken, muhtemelen o acıyı oraya yukarıya doğru çekiyor olabilir o halka. “Tırmanan bir ateş” diyor, yüreklere doğru tırmanan bir ateş. Bizim bildiğimiz ateşe benzemediğini anlıyoruz.

 

MUSEVİ KAYNAKLARA GÖRE ZOHAR’IN SIRLARINI MOŞİYAH MEHDİ (A.S) AÇIKLAYACAKTIR. BU SIR MADDENİN HAKİKATİ OLABİLİR

Musevi kaynaklarda, “Zohar’ın sırlarını Moşiyah Mehdi (a.s) açıklayacak. Bu zamana kadar Zohar’ın bazı sırları hep gizli kalacak” deniyor. Muhtemelen maddenin hakikati olabilir. Çünkü Zohar’da maddenin hakikati anlatılıyor. Maddenin zannedildiği gibi bir şey olmadığı anlatılıyor ama çok kapalı bir üslupla anlatılıyor. Hz. Mehdi (a.s) tamamen onu insanlara tam kavrayacakları şekilde anlatacak olabilir. Bakalım mübareği görürsek ilminden istifade edeceğiz inşaAllah.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (24 Nisan 2016; 11:00)

 

İNCİL’DEN AÇIKLAMALAR

Pavlus’tan Romalılara Mektup 11/18-20, “Ama zeytin ağacının bazı dalları kesildiyse ve sen yabanıl bir zeytin filiziyken onların yerine aşılanıp ağacın semiz köküne ortak oldunsa o dallara karşı övünme. Eğer övünüyorsan unutma ki sen kökü taşımıyorsun, kök seni taşıyor. O zaman ben aşılanayım diye dallar kesildi diyeceksin. Doğru. Onlar imansızlık yüzünden kesildiler, sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme Allah’tan kork.”

İşte Müslümanlar arasına girip adam olan, düzelen, anormal yönlerini kaldıran bir insanın hava yapması, sükse yapması, işte “ben alimim şunu biliyorum, bunu biliyorum, kültürlüyüm demesinin çirkin olduğunu Hz. İsa (a.s) çok güzel bir örnekle anlatıyor. “Seni orada adam ettiler” diyor. “Sen vahşiydin, yabaniydin insan oldun, adam oldun. Ama sen kendine verme onu” diyor “ana dala ver onu” diyor “seni eğitenlere ver, onlar vesile oldular” diyor. Nasıl anlatım, mükemmel değil mi?

 

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup. 8/1-3. “Bilgi insanı böbürlendirir, sevgi ise geliştirir. Bir şey bildiğini sanan henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur.”

Biraz kitap okuyor, biraz bir şey öğreniyor çok şey bildiğini zannediyor, halbuki çok az bir şey bilmiş oluyor, çok çok küçük bir şey. Çok az bir bilgi. Enaniyet yapılmaması, ilimden, bilgiden dolayı enaniyet yapılmaması, işte “ben akıllıyım, ben zekiyim, ben en iyi bilirim” denmemesini İncil’de İsa Mesih (a.s) çok güzel anlatmış.

Bilgiyle insan vahşi olabilir. Mesela komünist oluyor, Stalinist oluyor, terörist olabiliyor ama sevgiyle olmuyor. Sevgiyle insan oluyor. Allah’tan korkuyor, Allah’ı seviyor, insanları seviyor. Bilgiyle onu birleştirdiğinde muhteşem bir şey ortaya çıkıyor. Bilgi varsa, sevgi yoksa o insan mahvolur. Sevgi hayattır. Bir şey bildiğini sanan hiçbir şey bilmediğini anlaması gerekir. Onu vurguluyor. Hiçbir şey derken çok az şey bildiğini bilmesi gerekir. O bilgiyi de ona veren Allah.

 

Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2/3. “Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın. Her biriniz alçak gönüllülükle diğerini kendinden üstün saysın.”

Tabii “Ben en büyüğüm, ben en akıllıyım, ben en güzelim” çirkin. Her zaman başkasını övmek güzel. Öyle olan insan güzelleşir. “Ben en güzelim, en akıllıyım, en kültürlüyüm, en yamanım, en zeki olanım, benden başka akıl yok, benim gibi bir kişiden başkasını göremiyorum” derse, kendinin en zeki olduğuna kesin kanaat getirirse bunun olmayacağını anlatıyor.

 

Luka 18/9-14. “Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa (a.s) şu benzetmeyi anlattı: “Size şunu söyleyeyim, kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.””

İşte bak bu değişmemiş bir İncil’in hükmü, çok mükemmel bir açıklama. Kendini büyüteni Allah küçültüyor. Kendini küçülteni de Allah büyütüyor. Enaniyet olmaz, büyüklük olmaz.

 

Pavlus’tan Korintlilere Birinci Mektup 5/6-8. “Övünmeniz yersizdir, azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz? Yeni bir hamur olabilmek için, eski mayadan arınıp temizlenin.”

Mükemmel bir ifade, küfürden bir tohum kaldığında bütün bünye batıyor onunla, topluluk içinde çok tehlikeli.

“Bunun için eski mayayla kin ve kötülük mayasıyla değil, içtenliğin ve dürüstlüğün mayasız ekmeğiyle bayram edelim.”

Tertemiz olacaksınız yani “o kirli maya kalmayacak” diyor. “O kirli mayayı tamamen atacaksınız, sadece içtenlik ve dürüstlükle kirli maya olmadan tertemiz yeniden kendinizi geliştirin” diyor. Hakikaten öyle mesela küfürden gelen bir insan, küfürdeki maya kaldıysa adam olmuyor. O maya onu kaplıyor yine, yine o deli ruha dönüyor, o anormal ruha dönüyor. Ama o mayayı tamamen atarsa tertemiz oluyor hakikaten. Çok şahane benzetmeler.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Nisan 2016; 11:00)

 

ALLAH KURAN'DA MÜSLÜMANLARA KARŞI OLANLARI BİLİN DİYOR. KÜFRÜ, MÜNAFIKLARI ANALİZ ETMEK, MÜSLÜMANLARI BU KONUDA UYARMAK MÜMİNİN VAZİFESİDİR

Nisa Suresi 104’te Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: “Size karşı olanları,” İslam’a karşı olanları, Kuran’a karşı olanları, Müslümanlığın temel değerlerine karşı olanları “araştırın” diyor Allah. Bilin, öğrenin bunda gevşeklik göstermeyin diyor. Şeytanı bileceğiz, münafığı anlamaya çalışacağız, küfrü anlamaya çalışacağız. Müslümanlara ne tarz zarar verebilirler bunları bilmeye çalışacağız. Bu bir ibadet olarak Nisa Suresi 104’ncü ayetinde Allah tarafından Müslümanlara emredilmiş. Tahkik edeceğiz, analiz edeceğiz, neden bu hale düşmüşler, çare nedir, ne yapılabilir, nasıl ikna edebiliriz, nasıl konuşabiliriz? Yanlışları neler, Müslümanlar için hangi konuda kötü düşünüyorlar? Nasıl zarar verebilirler? Nasıl bir oyun oynayabilirler, nasıl tuzak kurabilirler? Bunların araştırılmasının farz olduğunu Nisa Suresi 104’ncü ayet ehemmiyetli bir ibadet olarak bize bildiriyor. “Sakın gevşeklik göstermeyin” diyor. Yani kendi haline bırakmayın. Yani sonradan karşılaştığınızda anlayacağınız gibi olmasın. Araştırın, inceleyin, bakın, bilin, öğrenmeye çalışın diyor Allah. İslam’ın, Allah’ın, Kuran’ın, Kitap’ın karşıtlarını yani şeytani münafıkane düzenleri.

 

KALPLERİ HER TÜRLÜ DUYARLILIKTAN YOKSUN BULUNAN, SEVGİYİ MERHAMETİ İNCELİĞİ NEZAKETİ BİLMEYEN İNSANLARA KURAN'DA DİKKAT ÇEKİLİYOR

Hac Suresi 53. ayette Cenab-ı Allah kalpleri her türlü duyarlılıktan yoksun bulunanlardan bahsediyor. Her türlü, mesela merhamet bilmiyor, nezaket bilmiyor, kibarlık bilmiyor, saygı bilmiyor, halden anlamıyor, insanları ne rahatsız eder, ne insanların hoşuna gider bilmiyor. Küt ve odun kafalı tabir edilen insanlar vardır. “….kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara” diyor Allah “(Allah'ın) bir deneme kılması içindir.” Bak, “kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara  (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler,” yani münafıklar, kafirler, kafirun ve kafirat, cahilun ve cahilat, zulmedenler yani kendi nefsine zulmedenler, insanlara zulmedenler “şüphesiz zalimler (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.” İslam’ın, Kuran’ın özünden ayrı oluyorlar. Anlayamıyor, kavrayamıyor. Şeytani bir ruh içerisinde yapayalnız çabalayıp duruyor. Kalpleri her türlü duyarlılıktan yoksun, merhameti bilmez, inceliği bilmez, Allah’ın derin sanatını göremez, Allah’ın açık sanatını göremez. İnsanlar neden hoşlanır, neden rahatsız olur bilemez. Tekrar tekrar söylüyorum ki bilmeyen iyi anlasın iyi öğrensin diye.

 

ALLAH TAKVA SAHİPLERİNİ İMANLARI VESİLESİYLE KURTARDIĞINI BİLDİRİR. ALLAH, İMANLA ZAFER VERİR. ONLARA ÜZÜNTÜ YOKTUR

Zümer Suresi 61: “Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır.” İnançla Allah zafere ulaştırıyor, imanla. “Onlara kötülük dokunmaz ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir” diyor Allah.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (18 Nisan 2016; 10:00)

 

MUSEVİ KAYNAKLARA GÖRE MEHDİ DEVRİNDE MUSEVİLİK İÇİNDEKİ HURAFELER ORTADAN KALDIRILACAK

Tevrat kaynaklı bir bilgi. “Ve Moşiyah” yani Hz. Mehdi (a.s), “Yeşiva’da” tebliğ yaptığı yerde anlamına geliyor. Çalışma evi. Yeşiva, tebliğin yapıldığı yer. “Oturacak. Ve dünya üzerindeki herkes gelip onun karşısında duracak.” Dünya bir odaya sığar mı? Ne bu? Televizyon, internet. “Herkes karşısında oturacak” diyor. “O da onların karşısında oturacak” diyor. Bu nasıl olur? Televizyonla olur. Çünkü “dünya” diyor. 3500 yıl önce söyleniyor. “Ve yeni bir Tevrat, yeni emirler dinleyecekler” Tevrat’ın yeni yorumunu. Yanlışlarının çıkarılması, doğrularıyla yani doğru tevilleriyle anlatılması. İsrail’e öğrettiği derin hikmeti öğrenecekler. Yani Tevrat’ın sırlarını, derinliklerini, güzelliklerini görecekler. Hurafattan sıyrılacaklar. Hurafe kısmı kalkacak. Hatai İngilizce çevirisi bu, sayfa 256-257’de.

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV) MEHDİ'NİN SEVGİSİNİN DÜNYADAKİ EN KESKİN KILIÇ OLACAĞINI SÖYLÜYOR. MEHDİ'NİN ŞEFKATİYLE EN KARANLIK RUHLAR BİLE AYDINLANACAK

“Mehdi’nin sevgisi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Dünyadaki en keskin kılıç olacak” yani dünyayı düzeltmede, ıslah etmede, irşad etmede en keskin kılıç olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisi. “Nasıl karanlıklar, korku, baskı, hüzün ve acı iyilerin kalbini karartabilirse, onun sevgisi ve şefkatiyle en karanlık ruhlarda bile nurani bir ışık yanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisiyle. Ne kadar mübarek, muhterem bir insan ki, Allah ona talebe etsin beni, sizleri de inşaAllah. Hizmetçisi etsin. “Bu ışıkla bütün dünya aydınlanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). (Seyyid Sadreddin Sadr El Mehdi kitabı 419. Sayfa.) Allah razı olsun onlar da muhafaza etmiş, saklamışlar hadisleri. Şia’nın güzelliği işte bu da.

 

MEHDİ TÜM DÜNYAYI TAMİR EDECEK VE BÖYLECE İNSANLAR ALLAH'A HEP BİRLİKTE HİZMET EDECEKLER

"Moşiyah Hz. Mehdi (a.s) tüm dünyayı tamir edecek, böylece dünya Allah'a beraberce hizmet edecek." (Hilkot Melahim 11/4) "Moşiyah tüm dünyayı tamir edecek" bir yaralanma var sakatlanma, onu tamir edecek diyor. “Böylece dünya Allah'a hizmet edecek” Ama ‘beraberce hizmet edecek’ diyor bütün dünya. Hilkot Melahim 11/4'te.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (16 Nisan 2016; 10:00)

 

MAYA TAKVİMİNDE 2012’DE ‘BEYAZ KIYAFETLİ BİRİSİ’NİN GELECEĞİ SÖYLENİYOR

Maya takvimini biliyorsunuz 2012’de bitiyor. Bunun nedeni, Maya kabartmalarında, “2012 yılında beyaz kıyafetli birisi gelecek” diyor. “Bir kral gelecek, ondan sonra yeni bir çağ başlayacak, yeni bir devre girilecek” diyor 2012’de. Musevi hahamlar da bunun Moşiyah olduğunu söylüyorlar. Bu Maya takvimindeki beyaz kıyafetli kişi için, “sakallı, dalgalı saçlı” diyorlar. Çok detaylı bilgi var Maya yazıtlarında. Bak, “sakallı, beyaz kıyafetli ve dalgalı saçlı” birisi gelecek ve bütün hayat değişecek” diyorlar. 2012’den itibaren yeni bir çağa girilecek. Yani bir çağ bitecek yeni bir çağ başlayacak. Maya takvimi biliyorsunuz 2012’de bitiyor. Ondan sonra yeni bir devre girildiği için takvim orada duruyor.

Maya kültürü Yukatan Yarımadası’nda yaşamış bir kültür. Yukatan, Hz. Nuh (a.s)’ın oğlu Şem’in soyundan olan Yuktan’dan geliyor. Oradaki soy işte Yuktan’dan üremiş bir soy. Semitik bir ırk yani. Semitik Maya kültüründe bu soydan kabul ediliyor. MÖ 600- MS 900 yılları arasında en bilinen dönemlerini yaşıyorlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (14 Nisan 2016; 10:00)

 

GAYBET-İ NUMANİ'DE  VE MUSEVİ KAYNAKLARDA DA MEHDİ'NİN YETİM OLACAĞI HABER VERİLMİŞTİR

Gaybeti Numani sayfa 176'da "Evladım olan Mehdi yetim olacaktır." Yani babası olmayacaktır. Nerede geçiyor? Şeyh Muhammed bin İbrahim bin Numani, Gaybeti Numani sayfa 176'da. Şii kardeşlerimizin işte güzelliği, bak muhafaza etmişler. Hiçbir hadis kaybolmamış en ince detaylarına kadar. İşari mana olarak ayetlerde var, Kuran'da var. Mesela Kehf Suresi’nde var, birçok hadiste de işari mana olarak var. Hatta Enoch Kitabı var İdris'in Kitabı diye de bilinen kitap. Orada bile "Onlardan bir kısmı diğer bir kısmına bakacaklar, hayrete düşecekler ve yüzleri eğilecek. Bu kadının oğlunu", bak bu kadının oğlunu diyor ama tabii kadının oğlu babasının oğlu da denebilir işari mana olur ama zayıf da olsa işaret. "Şan ve şerefin tahtına otururken gördüklerinde sıkıntı onları kaplayacak." Başa geçtiğini görünce münafıkları sıkıntı kaplayacak diyor Enoch Kitabı’nda 166. Tabii bu geçerli bir eser değildir çünkü Enoch Kitabı kabul gören bir şey değil. İdris'in Kitabı deniyor ama emin olamıyoruz. Çünkü Tevrat, Zebur ve İncil bizim için esas oluyor, Kuran'a göre. Ama hadiste alenen ve açıkça Hz. Mehdi (a.s)'ın yetim olacağı geçiyor. "Evladım Mehdi yetim olacaktır" diyor. Resulullah (s.a.v.) ferman ediyor. Gaybeti Numani 176'da.

Tevrat'ta Yeşeya bölümünde 52/13 Rabbi Moşeha Darşan; haham büyük hahamları "Onun sözlerinden şunu öğrendim. Sizin aranızdan çıkaracağım kurtarıcının Moşiyah (Mehdi’nin) bir babası olmayacak." Babası yok, çok net Tevrat'ta öyle geçiyor. "Çünkü şöyle yazılmıştır adı Zamah Dal olan bir adama dikkat edin ve o yerinden dallanıp budaklanacaktır." (Zekeriya 6/12.) "Yeşeya der ki; Ve o birden sürgün gibi ortaya çıktı." (Yeşeya 53/2.) "Bir çocuk" -Rabbi Beryah, bu haham- "Bir olan, yüce olan İsrail’e dedi ki benim önümde konuştun dedin ki biz yetimiz babamız yok." (Ağıtlar 5/3) "Aranızdan yetiştireceğim kurtarıcının da babası olmayacak." Aranızdan yetiştireceğim kurtarıcının " yani Moşiyah Mehdi’nin de "babası olmayacak." Nerede? Tevrat'ta. Babası olmayacak. Bak 3500 yıl önce bildiriliyor. Yaklaşık 4000 yıl önce.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (13 Nisan 2016; 10:00)

 

HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ HADİS AÇIKLAMALARI

“Mehdi’nin sözleri kabul edilecek, genci de yaşlısı da ona tevazuuyla itaat edecek” diyor. (Yenabi-ül-Mevedde, sayfa 476. Seyyid Sadrettin Sadr’dan El Mehdi kitabı, 253. sayfa)

Hadiste Hz. Mehdi (as) için “Genç yaşta annesinin yanından ayrılacak” diyor. 1000 yıllık hadisler, 1200 yıllık hadisler. Bak “Mehdi’nin sözleri kabul edilecek genci de yaşlısı da ona tevazuuyla itaat edecek.” Yenabi-ül-Mevedde. “Genç yaşta annesinin yanından ayrılacak” Seyyid Sadrettin Sadr’dan El Mehdi kitabı, 253. sayfada, bakanlar görebilirler. Kardeşim, nereden geleceği, nereye gideceği. Hiçbir peygamberde hiç kimsede bu kadar detaylı bilgi verilmemiş. Mesela Mehdi (a.s) devrinde deccal hakkında da çok az bilgi var. İşte boyu posu falan ama Mehdi (a.s) milim milim santim santim tarif edilmiş. Hayatı da öyle milim milim santim santim tarif edilmiş. Nereden gelecek, nereden geçecek? Denizin kenarında nasıl duracak?

“Mehdi’nin iyiliğinden utanan insanlar arasında kötülüğün önüne geçilecek“ diyor. “Kötülüğün anlamı kalmayacak” Mehdi (a.s) devrinde. “Düşmanları bile onun şefkat ve iyiliğinden utanacak“ diyor. Mehdi (a.s)’a karşı bak “Düşmanları bile utanacaklar“ diyor. Bak “Mehdi’nin iyiliğinden utanan insanlar arasında kötülüğün önüne geçilecek.” Mehdi (a.s)’ın iyiliğinden adam kendinden nefret edecek. Ne kadar adi bir kişilik değil mi oradaki adam. Mehdi (a.s)’ın kişiliğinin üstünlüğünden utanıyor adam. Ben neyim, o ne diyor kıyaslıyor. “Kötülüğün anlamı kalmayacak düşmanları bile onun şefkat ve iyiliğinden utanacak“ diyor. Seyyid Sadrettin Sadr El Mehdi kitabı, s. 314.

“Mehdi gerçek Tevrat sayfalarını getirecek.” İşte o kutsal sandık. “Ve Musevilerle konuşacak.” Musevilerden kaçmayacak, dost olacak, konuşacak. “Böylece Musevilerin büyük bir kısmı Müslüman olacak.” Bunu kim söylüyor? Bunu Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. 1200 yıllık hadisler. Seyyid Sadrettin Sadr’dan El Mehdi kitabı 314. sayfada.

 

PEYGAMBERİMİZ MEHDİ'NİN ÇOCUKLUĞUNDAN İTİBAREN ALLAH TARAFINDAN ÖZEL YETİŞTİRİLDİĞİNİ ANLATMIŞTIR

“Hz. Mehdi (a.s) çocukluğundan itibaren imamlığa yönelik Allah tarafından yetiştirildi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Dünya imamı olarak Allah tarafından yetiştirilir. 1514. sayfasında Sadrettin Sadr. MaşaAllah bak Şiiler Hz. Mehdi (a.s)’a sadık, Hz. Ali (r.a)’ye sadık oldukları için kaya kovuklarında, orada burada saklamışlar, hadisleri kaybetmemişler.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (25 Mart 2016; 22:00)

 

MUSEVİ KAYNAKLARINDA HZ. MEHDİ (AS)

“Moşiyah geldiğinde Tevrat’ı yasa kitabı olarak en önemli kaynak görmeyecek bizim geleneklerimize karşı gelecek.”

Evet Musevi geleneklerine karşı gelecek, bozuk olduğunu, bağnazlık olduğunu söyleyecek, gerçek Tevrat böyledir diyecek yani Kuran’a uygun olan Tevrat’ı açıklayacak.

“Musa dedi ki; “Rabbim ben kulun ne geçmişte ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı oldum çünkü dili ağır ve göğsü sıkışan biriyim.” Rab; “Kim ağız verdi insana dedi, insanı sağır, dilsiz, görür ya da görmez yapan kim? Şimdi git Ben konuşmana yardımcı olacağım, ne söylemen gerektiğini sana öğreteceğim. Musa dedi ki; “Rabbim beni gönderme ne olur benim yerime başkasını gönder o zaten göndereceğin kişiyi.””

“O zaten göndereceğin kişiyi” sözlü Tevrat şöyle açıklıyor, “Ne olur benim yerime başkasını gönder, o zaten göndereceğin Moşiyah’ı.” Mehdi’yi gönder diyor benim yerime diyor, Firavun’un yanına ben konuşamıyorum diyor. Bak 3500 yıl önce “benim yerime Mehdi’yi gönder” diyor Firavun’a “zaten göndereceğin kişiyi” diyor. Ama bu sözlü Tevrat’ta biliniyor.

“Musa dedi ki; “Rabbim ben kulun ne geçmişte ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı oldum.””

Bende konuşma zorluğu var diyor kalbi sıkışıyor konuştuğunda, panik oluyor o yüzden tedirgin oluyor, panik demeyeyim de yani gerilime düşüyor.

 “Çünkü dili ağır ve göğsü sıkışan biriyim.” Rab; “Kim ağız verdi sana dedi, insanı sağır, dilsiz, görür ya da görmez yapan kim? Şimdi git Ben konuşmana yardımcı olacağım, ne söylemen gerektiğini sana öğreteceğim.” Musa dedi ki; “Rabbim beni gönderme ne olur benim yerime başkasını gönder o zaten göndereceğin kişiyi.””

Dediği Mehdi Moşiyah; sözlü Tevrat’ta zaten açıklanıyor o açık açık söylüyorlar. O zaten göndereceğin Moşiyah’ı gönder diyor Tevrat’ta gördüğü için beni gönderme diyor ne olur diyor.

“Her kim tüm halkları bir olan Allah’a birlik içinde hizmet etmeye ikna ederse o kesinlikle Moşiyah’tır. Moşiyah’ın harikalar ve alışılmışın dışında durumlar meydana getirmesini ve ölüleri diriltmesini beklemeyin böyle olmayacak. Musa’nın ardından dini zorlaştırıp, Davud’un dini kolaylaştırması gibi Moşiyah da dini kolaylaştıracaktır.”

Evet Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de var, dini tahrif edecek diyor. Yani yobazlarda, bağnazlarda daha bağnazlık getireceğini zannediyorlar daha bağnaz olacağını zannediyorlar. Mısır’dan Çıkış 4/10 ve 15 bu bölümler.

Moşiyah halka sürekli şunu diyecek, “Allah sizinle yaptığı hangi anlaşmada bu dünyada rahat edeceğinizi söyledi ki, şu anda başınıza gelen tüm belalar dünyada rahatlık peşinde olmanızdan kaynaklanıyor.”

Yani Kuran’da, Tevrat’ta, İncil’de nerede geçiyor diyor rahat edeceğiniz dünyada.

 

MUSEVİ KAYNAKLARINA GÖRE MEHDİ MİZAÇ OLARAK EN ÇOK HZ. MUSA'YA BENZEYECEKTİR, ŞAKACILIĞI İSE HZ. SÜLEYMAN'A BENZEYECEKTİR

Hz. Süleyman (a.s)’a soruluyor, “Moşiyah mizaç olarak sana benzer mi?” diyorlar. Süleyman (a.s) da diyor ki “Moşiyah benim gibi muzip olacak” diyor. “Şakacı olacak” diyor “ama o mizaç olarak en çok Musa (a.s)’ya benzer” diyor ama “muzipliği yönüyle, şakacılığı yönüyle bana benzer” diyor. Hz. Süleyman (a.s) da çok şakacı, kadına da şaka yapıyor.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net