Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (24 Mart 2016; 22:00)

 

MUSEVİ KAYNAKLARINDA MOŞİYAH -HZ. MEHDİ (AS)- İÇİN “HİKMETLE GERÇEĞİN KOKUSUNU ALABİLEN KİMSE” İFADESİ GEÇİYOR

Musevilerin sözlü geleneklerinde Moşiyah Mehdi (a.s)’den “hikmetle gerçeğin kokusunu alabilen kimse, koku duyusu gelişen kimse” olarak bahsediliyor. Bu, üst düzey hahamların bildiği bir sözlü gelenek. Kendisinin Mesih Moşiyah olduğunu iddia eden bir insan ortaya çıkmış, Sanhedrin toplanmış bu kişiye hahamlar soru sormuşlar. “Söyle bakalım olacakların kokusunu alabiliyor musun?” diyorlar. O da “Ben pek koku almam” diyor. O zaman adamın yalan söylediğine kani oluyorlar ve adamı uzaklaştırıyorlar.

Hz. Musa (a.s) diyor ki: “O size gerçeğin kokusunu aldığını söyleyecek” diyor Moşiyah için. Buraya bir Haham Hollander gelmişti hani, benim bu bilgiden haberim yok ilk defa öğreniyorum. Yeni İngilizce bir kaynaktan öğrendik. “Ben Moşiyah’ın kokusunu alıyorum” dedim. O da dedi ki “Benim burnum pek koku almaz” dedi, “Ama görüyorum ve duyuyorum” dedi. Koku alma demek ki kaderde söylenecek bir söz. Biz de Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olduğumuz için Allah bize de ilham ediyor. Aynı Hz. Mehdi (a.s)’ın söyleyeceği sözü Allah bana da söyletiyor. Tevrat’ta bu 3500 yıllık bilgi. Hakikaten benim hiç haberim yoktu böyle bir şeyden. Hahamlar bu konuları bildikleri için, ben bazı şeyleri doğal olarak konuşuyorum onlar da buna hayretle bakıp hüsnüzan ediyorlar. Yani onları çok şaşırtıyor. 3500 yıllık bir gelenek bu, kimsenin bilmediği bir gelenek. Benim de bilmem mümkün değil daha yeni öğrendim.

 

MANNA

Hz. Musa (a.s) Tevrat’ta biliyorsunuz altın buzağıyı manna haline getiriyor, toz halinde getiriyor beyaz bir toz. O tozun bir kısmını suya karıştırıp orada talebelerine içiriyor. Onlara görüş keskinliği veriyor bu, vesile oluyor. Düşünce keskinliği, hafıza keskinliği ve beyin gücünün olağanüstü artması gibi etkiler meydana getiriyor. Altın normalde sadece eriyor biliyorsunuz tozu olmaz altının. Yani suda eriyen bir toz olmaz. Suda eriyen toz haline getiriyor. Bir kısmını da denize savuruyor, deniz de balıklarla doluyor ve çok fazla bıldırcın gelmeye başlıyor. Allah mannayı vesile ediyor olabilir. (Mısır’dan Çıkış, 32 Bab, 1/6.)

 

MUSEVİ KAYNAKLARINDA MOŞİYAH -HZ. MEHDİ (AS)- HAKKINDA YENİ BİLGİLER

Musevilere, hahamlara “Moşiyah olduğundan şüphelendiğiniz kimse olursa ziyaretine gidin. Kutsal topraklarda da olsanız ona gidin. O çekingendir. Ona dikkatlice bakın, gözünüzü Moşiyah’tan çekmeyin. O mutlaka önce konuklarından gözünü çekecek. Konuşurken gözlerine pek bakmayacak” diyor. “Çekingen birisidir” diyor Moşiyah için. Ama şüphelendiğinizde gidip mutlaka onu anlamaya çalışın diyor hahamlara Tevrat kaynaklı bilgilerde. “Kutsal topraklarda da olsanız ona gidin” diyor. “O çekingendir ona dikkatlice bakın, gözünüzü ondan çekmeyin. O mutlaka önce konuklarından gözünü çekecektir” diyor. “Konuşurken gözlerinize pek bakmaz” diyor. Yani “hahamlar geldiğinde öyle bir tavır gösterir” diyor. “Oradan da anlayabilirsiniz” diyor. Yani alametlerinden biri olarak söylüyor. Hz. Davut (a.s) soyundan olacağını söylüyorlar.

“Rabbim, Moşiyah’ı şimdi gönder çünkü bu halk beni dinlemiyor, kardeşimden başkasına malik olamıyorum.” Hz. Musa (a.s)’ın tam sözünün bu olduğuna inanıyor Museviler o devirde. Yani Tevrat’taki görüş bu.

“Moşiyah koku algısıyla hüküm verebilecektir.” (Sanhedrin, 93 / B) Yani tabii orada bir ima var.

“Bakın, kulum başarılı olacak, üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yükselecek.” (Yeşeya 52 / 13.) Moşiyah için.

Musevi inancına göre Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. İshak (a.s)’dan da üstün Moşiyah. “İbrahim ve İshak’tan üstün olacak ve çok yükseklerde meyod seviyesine yerleşecek. Bu Adem, Musa ve Davut’un baş harflerinden meydana gelir” diyor.

Yine Tevrat kaynaklarında Moşiyah Mehdi için; Adem (a.s) ve Musa (a.s)’ın hikmetini aşacağı söyleniyor.

“Yoksulları adaletle yargılayacak.” (Yeşeya 11/4) Yoksullara yardım edecek Moşiyah.

 

3500 YILLIK ESERDEKİ BİLGİ: “MOŞİYAH'I ROMA'NIN KAPILARINDA ARA”

“Yeşuya Ben Levi, Eliyah ile Revişimon mağarasının girişinde karşılaştı. Ve sordu; Moşiyah (Mehdi (a.s)) ne zaman çıkacak?” Bak, 3500 yıllık bilgi. “Eliyah dedi ki: Git, kendisine sor. Onu nerede bulabilirim?” Moşiyah’ı soruyor. “…Nerede bulabilirim? Roma’nın kapılarına gidip onu ara” diyor. İstanbul’un kapılarında. Roma o zaman İstanbul 3500 yıl önce. Roma’nın kapılarında ara diyor.  (Tehilim 95/7, Sanhedrin 98/A.)

Museviler üçüncü tapınağı Moşiyah’ın yapacağına inanıyorlar. Yani Mehdi (a.s)’ın. Üçüncü tapınak, son kere yapılıyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (6 Mart 2016; 22:00)

 

ARAP BAHARINA İŞARET EDEN HADİS

“Şam’daki fitne döneminde Doğu’daki krallar mahcup edilecek” diyor. “Sonra Araplar da mahcup edilecek.” El Rifai’de, hadis. “Kralların küçük düşürülmesinin ardından öyle yıllar gelecek ki geçen bulutların üzerinde biriken bulutlara benzeyecek.” Ayette var ya “Üst üste yığılmış bir buluttur.” (Tur Suresi, 44) “Öyle ki bulutlar ayın ışığını bile kaplar da elini uzatan bir adam gece elini bile göremeyecek.” Ayette de var yine buna benzer. “Her yıl bir öncekinden daha zorlu geçecek. Bu on iki yıl sürecek.” (Seyit Rami El Rifai, s.78) 2011 yılında başlamıştı Arap Baharı. On iki yıl geçince 2023. 2023’te son buluyor olaylar. Demek ki Tayyip Hoca’nın verdiği bilgi de doğru. Şam’daki fitne döneminde doğudaki krallar aşağılanmış olacak. Sonra Araplar da aşağılanacak. Küçük düşürüyorlar, mahcup ediyorlar ya şu an. Hepsi için değil de tabii büyük bölümü için bu geçerli.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (6 Şubat 2016; 22:00)

 

PEYGAMBERİMİZ EĞLENCEYİ TEŞVİK ETMİŞTİR

“Resulullah ferman etti: “Eğlenin ve oynayın çünkü ben dininizde ağırlık ve baskı görmekten hoşlanmıyorum.” (Kettani, Et-Terâtîbu'l-İdâriyye, 11/157) Bakın, kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.) söylüyor.

İmamı Gazali diyor ki; “Eğlence kalbe rahatlık verir. Fikri yorgunlukları hafifletir, daima zorlanan ve ciddi işlerle meşgul edilen kalpler körleşir. Eğlence ile kalbi rahatlattırmak ciddi iş görmesi için ona yardım etmek demektir.”

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Şubat 2016; 23:00)

 

HADİS AÇIKLAMASI

İmam Ali buyurdu: Şam’da Batı tarafından kurşun renkli beygir sahiplerini ve sarı bayraklıları bekleyin. Şam’a yerleşirler. Bu, büyük açlık ve kızıl ölüm dönemidir. Bu olay da olduğunda Dimeşk (ŞAM)’ın Haresta denilen köyünün yıkılmasını bekleyin. Bu da olduğunda KARACİĞER YİYENİN OĞLU SÜFYANİ KURU VADİDEN ÇIKAR. Şam minberine oturur. Bu olayda olduğunda Hz. Mehdi’nin hurucunu bekleyin.

(Şerhu İhkakul Hak , 29. Cild, sayfa:587.    Kitabul Cifr İmam Ali, sayfa: 676)

Yeni hadis; "İmam Ali buyurdu; Şam'da Batı tarafından kurşun renkli beygir sahiplerini." Kurşun renkli; bakın görüyor musunuz, askeri araçları nasıl açıklıyor? Kurşun renkli beygir olmaz. Askeri araçları bak, Peygamber (s.a.v.) 1400 yıl öncesinden açıklıyor. "Batı tarafından kurşun renkli beygir sahiplerini ve sarı bayraklıları bekleyin. Şam'a yerleşirler. -YPG'nin bayrağı sarı- ve bu büyük açlık ve kızıl ölüm dönemidir." Bakın, "Bu büyük açlık ve kızıl ölüm dönemidir." Komünistler, kızıl komünist diyoruz ya kızılların saldırısı. Onlar kanalıyla insanlar ölecek diyor bir de açlıktan insanlar ölecek. Şu an görüyorsunuz. "Bu olay da olduğunda Dımeşk'in -yani Şam'ın- Haresta denilen köyünün yıkılmasını bekleyin." Haresta da biliyorsunuz, yerle bir oldu. O bölge yerle bir oldu, bombalandı. "Bu da olduğunda karaciğer yiyenin oğlu Süfyani kuru vadiden çıkar." Yani Süfyan’ın oğlu şu an atağa geçti, bütün Suriye'yi alıyor. "Şam minberine oturur." Yani yeniden kontrolü ele alıyor. "Bu olay da olduğunda Mehdi (a.s)'ın hurucunu bekleyin artık." diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Mehdi (a.s) zahir olur. Bak diyor, Şamda bir fitne olur. Bu fitnenin başlangıcı ÇOCUK OYUNUDUR. “Çocuk oyunuyla başlar” diyor. Çocukların duvara yazdığı yazıyla başladı. On iki-on üç tane çocuk duvara yazı yazdılar, ondan sonra başladı Suriye'deki iç ayaklanma.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (21 Ocak 2016; 23:00)

 

MÜNAFIKLAR İMKAN BULURLARSA HER TÜRLÜ ALÇAKLIĞI YAPARLAR, ANCAK İMKANLARI ELVERMEDİĞİ İÇİN ÇOĞU ŞEYİ GERÇEKLEŞTİREMEZLER

Sürekli Müslüman’ın aleyhine çalışır münafık. Yani 24 saat ne şeytanlık yapacağını ne pislik yapacağını düşünür. Sabah kalktığından akşama kadar adilik peşindedir. Ama gücü yetmediği için az eylem yapar. Yoksa ona imkân verilse bayağı şirret ve çok alçaktır münafıklar. Her türlü adiliği yaparlar. Yani casusluk da yapar,  itlik de yapar, adilik de yapar. Müslümanların aleyhine her türlü faaliyeti yapmak ister. Ama imkânları elvermediği için sıkışıp kalır. Allah diyor ayette, “Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla…” (Nisa Suresi, 143) diyor. Kuvvet hangi tarafa geçerse o tarafa geçer. Mesela İngiliz derin devleti deşifre olmaya başladı ya, şimdi bakın, taraftarları hemen onları satmaya başladılar. Hemen harcadılar. Anında. Bütün yancıları bırakıyor deşifre oldukları için. Ama yancılar onu bırakınca uslanmaz. Yeni bir ahlaksızlığın, yeni bir boyutun içine girerler. Yeni bir eylem şekli içine girerler. Münafıkta uslanma olmaz, ayet ona dikkat çekiyor. “Ancak kalpleri parçalanırsa dururlar” diyor. “Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalplerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir.” (Tevbe Suresi, 110) diyor.

Şeytanın insan şeklidir münafık. Sürekli haysiyetsizlik yapar. Pislik yapar. O pislikten çıkarırsın başka pisliğe girer. O pislikten çıkarırsın başka pisliğe girer. Yani nefsi sürekli şeytani emirler verdiği için sakinleşemez.

“Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı.” (Al-i İmran Suresi, 154) diyor ayette. Münafıklar hep menfaat peşinde. Mesela derin devlete hizmetçilik yapıyor, yalakalık yapıyor. Onunla kar edeceğini, İngiltere’de mesela bir iş bulacağını düşünüyor. Ona bir şey kazandıracağını düşünüyor ama baktı ki rezil rüsva olan çok sıradan bir örgüt yapılanma, çok rahat aşağılanıyor, o zaman bırakıyor. Ama bırakınca yeni bir melanetin içine girer. Yeni bir pislik arayışına girer. Onun için münafığın izlenmesi çok önemlidir. Yani sürekli pislik yapacağı için yeni yeni adilikler yapacağı, rahat durmayacağı için Müslüman sürekli teyakkuz halinde durmak durumundadır.

“Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” (Al-i İmran Suresi, 154) diyorlar. Ölsen ayakta kalır mıydın sen serseri? Bak, “Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diyor. Öldürülme ihtimalini o şekilde vurguluyor. Hâlbuki Allah takdir ettiyse zaten ölürsün.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (19 Ocak 2016; 22:00)

 

GEÇMİŞTEN BERİ DERİN DEVLETLER HALKI İZLEMEK İÇİN TARASSUT KULESİ ADI ALTINDA KULELERİ KULLANMIŞTIR

Babil Kulesi, deccaliyetin bir sembolüydü zamanında. Deccal taraftarları o kuleyi sembol olarak kullanıyorlardı. Sonra o Tarassut Kulesi tabiriyle çeşitli gizli yapılanmalar tarafından da sembol olarak kullanıldı kule. Bunlar içinde Galata Kulesi kutsaldır. İngiliz istihbaratının Ortadoğu’daki hakimiyet amblemidir bu. Tarassut Kulesi olarak onlar değerlendiriyorlar, adına Tarassut Kulesi diyorlar. Yani izleme kulesi Tarassut Kulesi. Bu hatta Yehova Şahitleri’ne de sembol olarak geçmiştir. Onların da Tarassut Kulesi dergileri falan vardı böyle, kule resimleri olarak kullanırlardı. Eski Yunan’da falan da vardır bu sembol. Yani derin devlet sembolü olarak kullanılır halkın izlenmesi, halkın gözlenmesi istihbarat.

Firavun da diyor ya, “bana bir kule yap” diyor, “onların Allah’ına çıkayım” diyor bir gözlemleyim etrafı.” Aslında Allah’a karşı mücadele için istiyor o kuleyi.

Galata Kulesi de tipik bir Tarassut Kulesi. Üst tarafına iki ilave daha yapılmıştır, ahşap; tarassut amacı ile. İngiliz bayrağı var dikkat ederseniz. Bu İngiliz istihbaratının sembolü olarak kullanılır yani İngiliz derin devletinin Ortadoğu’yu izlemede bir sembolüdür. Ortadoğu’ya üstünlüğünün sembolü olarak kullanılır, hakimiyetin, halkı kollamanın yani derin devlet çalışmasının gizli istihbaratın bir sembolü olarak.

 

DECCALİYET GALATA KULESİ'Nİ SEMBOL OLARAK KULLANIYOR

Mümin Suresi 36 “Firavun (alayla) dedi ki: 'Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et; Tarassut Kulesi “belki o yollara ulaşabilirim,” çeşitli yolları kontrol edeceğim diyor, ulaşabilirim. “göklerin yollarına.” diyor. “böylelikle Musa’nın ilahına çıkabilirim” yani dinle mücadele için istiyor bu kuleyi yani Müslümanlarla mücadele etmek için istiyor. “çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum.” Deccalin böyle bir kuleye ihtiyacı oluyor. Galata’nın bir suçu yok ama deccaliyet onu sembol olarak kullanıyor, çok dikkatli olmak lazım.

 

TEVRAT'TA DA GÖZCÜ KULESİNE DİKKAT ÇEKİLEN İFADELER VARDIR

Bu gözcü kulesi Tevrat’ta da geçer yani Mason sembolüdür mesela Yeşeya 21/8: “Gözcü dedi ki: Ey Efendim, her gün aralıksız gözcü kulesinde duruyor ve her gece yerimde nöbet tutuyorum” diye bağırdı.” Adamlar orada gözcü kulesinde nöbet tutup bakıyorlar. Bu Tevrat’ın hükmü. Bak, “Ey Efendim, her gün aralıksız gözcü kulesinde duruyor her gece yerimde nöbet tutuyorum.” Yani gece gündüz oradan gözlüyorum diyor insanları.

Mesela Yeşeya 5/2 “Toprağı belleyip” yani toprağı yarıp “taşları ayıkladı” bu semboldür tabii taş. Kafasız adamları ayırdı. “Seçme asmalar dikip.” Yani kaliteli insanlar yetiştirip. “Orta yere bir gözcü kulesi yaptı” yani iyi izleme. Mika 4/8 “Ve sen sürünün gözcü kulesi olan ey Zion, kentin doruğu eski egemenliğine kavuşacaksın, ey Yeruşalim, krallığını yeniden elde edeceksin” yani o şehre yeniden hakim olacaksın. İngilizler de bir gün İstanbul’a hakim olacaklarına eminler.

 

GALATA KULESİ DAHA ÖNCE MASONİK TOPLANTILAR İÇİN DE KULLANILAN BİR YERDİ

Galata Kulesi'nde uzun zaman Masonik toplantılar yapıldı. Yani masonların toplanma yeriydi Galata Kulesi, o bilinmeyen bir özelliğidir. Hatta Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiğinde Galata Kulesi'nin girişinde bir üçgen içinde bakan göz vardı, o sonradan çıkarıldı, bakır levha içerisinde. Orası aynı zamanda bir mason mabedidir, Galata Kulesi. Masonik toplantılar yapılan bir yerdi daha önce ama şu an kullanılmıyor o anlamda.

 

RESMİ BELGELERDE İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN TÜRKİYE'Yİ BÖLME KARARI ALDIĞI AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR

Resmi belge sunuyorum. Belge numarası 966 çok vakit geçtiği için halka açılıyor bu belgeler. Belge numarası 633,219- 29 Aralık 1919. Türk meselesinde üçüncü gizli toplantı; bak “Kürt kabileleri, İngiliz Fransız hakimiyetine konacak, Kürdistan’da hiçbir şekilde Türk bırakılmayacak” Türk istemiyoruz diyor orada. Nasıl bırakmayacak? Öldürerek şehit ederek, şu an yaptıkları gibi. “Tek Kürt devleti mi yoksa birçok küçük Kürt devleti mi kurulacağı düşünülecek.” Şu an ne yaptılar işte kantonlar şeklinde yaptılar, orada Türkmenleri bıraktılar mı? Bırakmadılar, şehit ettiler. İki yüzyıl önce alınan karar uygulanmış mı? Uygulanmış.

 

CHATHAM HOUSE İLE CFR AMAÇLARI AYNI OLAN İKİ KURULUŞTUR

Chatham House’a Amerika Birleşik Devletleri merkezli CFR Dış İlişkileri Konseyi ayrıca bağlı. Londra merkezli Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü de yine aynı yer, birbiriyle tek çatı altında birleşmişler. Bu Rothchildların Güney Afrika da taşeronu var Lord Alfred Milner; yeni dünya düzeni için faaliyete başlıyorlar, batı dünyasında başı çekecek devletleri dış politikada bu kurumlar yönetti. Ama ne yaparsa yapsınlar Mehdiyet’e hizmet edecekler ve ediyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar.

 

ATATÜRK’ÜN YANINDA HIZIR (A.S) VARDI

Hızır (a.s) olmadan Atatürk adım atamazdı. Her an öldürebilirlerdi, şehit edebilirlerdi, her an. Defalarca suikast yapıldı. Hiçbiri etkili olmadı. Hızır (a.s)’ın korumasındaydı. Yanında zaman zaman paşa konumunda gelir, memur gibi gelir. Bilmem şöyle ya da böyle olur. Hızır (a.s) olmadan yapamaz.

 

DARWİNİST VAHŞETE BİR ÖRNEK: MUMYALANMIŞ İNSAN KAFALARI ALTINDA FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK

Horatio Gordon Robley, İngiliz general Yeni Zelanda’da yerli halkın kesilmiş kafalarını mumyalamış, evinde bir duvarın tamamını kaplayacak şekilde. Hani yapıyorlar ya, hayvan vuruyorlar sonra onu mumyalayıp, onun gibi. Adamların kafalarını mumyalamış, kurutmuş, onların önünde fotoğraf çektiriyor. Koleksiyon yapmış. Darwinistler de buna sanat diyorlar. Biz şimdi insan kafası olduğu için gösteremiyoruz. Bak insan kafalarından ama çok büyük bir alana, kesilmiş adamların kafalarını mumyalamış, normal insan kafası duvarda duruyor yan yana, sıra sıra. Otuz tane falan. Evrime delil olarak onu kullanıyor, “bakın, bir alt ırk bunlar” diyor, “bozuk ırk, bunlar da kafaları” diyor, “mumyaladım, duruyor” diyor, “herkes görebilir” diyor, altında fotoğraf çektirmiş.

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ ATATÜRK'E SUİKAST DÜZENLEMİŞTİ

Atatürk suikastı için özel hazırlanan, eğitilen Hint asıllı İngiliz casus Mustafa Sagir vardı eskiler hep bilirler. Atatürk devrinde yaşamış Mustafa Sagir, ünlüdür. Henüz on yaşındayken seçip Londra'ya götürmüşler, özel bir okulda okutmuşlar. Sagir, Oxford'daki Lincoln Koleji'ne girmiş. Burada dört yıl öğrenim gördükten sonra diplomasını alarak Hindistan'a dönmüş. İngilizler kendisine İngiltere'ye sadık kalacağına, kralın taç ve tahtı tehlikeyle karşılaştığı takdirde bu konuda hayatını bile feda etmekten çekinmeyeceğine Kuran-ı Kerim üstüne yemin ettiriyorlar.

İsviçre'den Afganistan'a çeşitli ülkelerde her yerde casusluk yapıyor. En sonunda Atatürk'e suikast için gönderiliyor. Mustafa Sagir, Aksaray'da duvarları Mustafa Kemal ve Enver Paşaların resimleriyle süslü bir eve yerleştiriliyor. Bak İngiliz derin devletinin kurnazlığını görüyor musun? Ondan yana gibi görünüyor, onların çok önemli bir taktiği. Bak Enver Paşa ve Atatürk'ün resimleriyle süslüyor evin içini. Hindistan Müslümanlarının aralarında topladığı üç milyon altını Kuvayı Milliyecilere ulaştırmak için gelen Hint hilafet komitesi azası hüviyetiyle kamuoyuna takdim ediliyor. Yani Hindistan'dan geldi, para getirdi, Müslümanlara verecek. Hem de üç milyon altın.

İnandırıcılığını artırmak için bir ara İngilizler düzmece bir operasyonla Mustafa Sagir'i tutukluyor, bak İngilizler tutukluyor. Yani İngilizlerle alakası olmadığını vurgulamak için yapıyorlar. Kuvayı Milliyeci gençlerle bir evde toplantı halindeyken tutuklanıyor. Kuvayı Milliyeci gençleri de götürüyorlar, onu da götürüyorlar. 17 günlük hapisten kısa bir süre sonra Ankara'ya gidiyor bak, 17 gün tutuyor İngiliz derin devletinin elemanları, sonra bırakıyorlar. Kısa bir süre sonra Ankara'ya gidiyor. Mustafa Sagir Han Hazretleri diye ağırlanıyor.

Mustafa Sagir'in casus olduğunu gönderdiği raporlara görünmez mürekkeple yazılmış Hintçe ifadeleri tespit ederek ortaya çıkarıyorlar. Hintçe yazılar bir tercümana okutulduktan sonra yapılan araştırmalarda Mustafa Sagir'in İngiliz casusu olduğu anlaşılıyor. 1921'de Divan-ı Harb'e veriliyor. İdam kararı çıkıyor ve infaz ediliyor. Bak İngiliz derin devletinin şeytanlığını görüyor musun? Bak kaç aşamada Atatürk'ü şehit etmek için oyun oynuyorlar fakat Allah ayaklarına dolandırıyor.

 

HZ. ALİ (RA), HZ. MEHDİ (AS)'IN KİTAP EHLİ'NE TEVRAT'IN VE İNCİL'İN YANLIŞLIKLARINI AÇIKLAYACAĞINI BİLDİRİYOR

İmam Ali, Hz. Ali (r.a.) keremullahu veche Haydar-ı kerrar yani “döne döne dövüşen Allah'ın aslanı”, Ali Haydar Murtaza diyor ki bir hutbesinde “Mehdi insanlara yanında bir kitapla zahir olur.” Yanında bir kitap olacak. “Bu kitap kafirlere çok ağır gelir. Yahudilerin büyüklerini ve hahamlarını davet eder. Onlara Tevrat'la ders verir. Hristiyan din adamlarını da davet eder. İncil ve Zebur Furkan'ı hazır eder. Onlara bunlarla tartışır ve açıklamalarını ister ve kendisi onlara anlatır. Onlara Allah'ın ve peygamberin emirleriyle hüküm verir.” Bak kitabı olacak diyor, bu çok acayip bir şey. Kitabını onlara verecek, onlara anlatacak diyor. Hristiyanlara İncil'in yanlışlarını anlatacak, doğrusunu da anlatacak diyor. Musevilere de Tevrat'ın yanlışlıklarını anlatacak, doğrusunu anlatacak diyor. Ve onları ikna edecek diyor. Ve kitabı olacak diyor. 1400 yıl önce Hz. Ali (r.a) diyor bunu.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (18 Ocak 2016; 22:00)

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ EGOİST VE GADDAR BİR YAPILANMADIR. DÜNYEVİ BEKLENTİ İÇİNDE OLAN BİRÇOK YANCISI VARDIR

İngiliz derin devleti egoist bir yapılanmadır, gaddardır. Bunun tabii yancıları vardır, sempati duyanları olur, hizmetçileri olur, uşakları olur, casusları olur. Bu adamlar dünyevi makam peşinde oluyorlar. Şimdi adam ya ahireti ister ya deccalı ister. Cenab-ı Allah diyor ki “Ben size hem dünyada hem ahirette vereceğim.” Deccal da diyor ki “Ben size dünyada vereceğim ama bana casusluk yapacaksınız, yalakalık yapacaksınız, emrimde olacaksınız, bana yardımcı olacaksınız, destek olacaksınız veyahut yardımcı olanlara yardımcı olacaksınız, haberiniz olmadan da hizmet ettiririm” diyor. Bak insanlar daha yeni uyandılar ki daha da uyanacaklar. Hadiste bildirildiğine göre deccal beraberindekilere “çorbadan bir dağ, soğumayan sıcak et, akan bir nehir, yemyeşil bahçelerden oluşan orman, duman ve ateş dağı mevcuttur” diyor. Yani bak, “savaşlar olur kan dökülür ama sen gelirsin İngiltere’ye yeşillikler içinde yaşarsın, yer içersin, rahat edersin yahut Amerika’ya evanjeliklerin olduğu yere gönderirim orada da rahat edersin. Bizim Hindistan’da, Pakistan’da, Türkiye’de de yancılarımız var” diyor

Bizim kendi tespitimiz Türkiye’de İngiliz derin devletinin yüzlerce yancısı var. Alenen ve açıkça faaliyet yapıyorlar. Şimdi bu deşifre olunca, açıklanınca bir hoş oldular. Yani bir haller oldu bunlara, ortalık karıştı. Bu densizliği bırakacaklar, zulmü bırakacaklar. Suriye ve Irak’ı kutsal topraklar olarak görüyorlar. Orada sadece Ehli Kitap’ın yaşaması gerektiğine inanıyorlar. Kardeşim, yine git yaşa sana kimsenin bir şey dediği yok. Niye adamları yok ediyorsun? Onlar da olsun, sen de ol. “Yok orada hiçbir adam olmayacak” diyorlar. “Boş arazi olarak istiyoruz” diyorlar. Hakikaten yüzde yetmiş-seksenini yok ettiler halkın. Şu an yüzde yetmiş-seksen kimse yok. “Geri kalanı da yok edeceğiz” diyorlar. Bütün dünyanın gözü önünde oluyor adamlar da anlamıyor.

 

SİYONİZM’İN TEKNİK OLARAK UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL. İSRAİL’İN DÜNYA HAKİMİYETİNDEN KASIT İSRAİL SOYUNDAN OLAN MEHDİ’NİN DÜNYA HAKİMİYETİDİR

Siyonizm’in yani bazı insanların kafasında gelişen, hayal edilen Siyonizm’in teknik olarak uygulanması mümkün değil. Yani bütün dünyaya hakimiyet falan. Şimdi düşünün, başka gruplar da oluyor çok küçük, mesela Dürziler dünyaya hakim olacak desek, zaten bir avuç bu adamlar nereye dünyaya hakim oluyor? Mantığı olmayan şeyi zorlamanın bir alemi yok. Tevrat’ta “İsrail dünyaya hakim olacak” diyor “Ben-i İsrail.” Yani “İsrail’in soyundan bir fidan çıkacak ve her yerde Allah anılacak” diyor. Burada Mehdiyet açık açık ifade ediliyor. Benim kitaplarımda anlatılıyor. Yani Siyonizm değil bu hakimiyet, İsrail’in dünya hakimiyeti. “İsrail’in soyundan bir fidan çıkacak bu dünyaya hakim olacak.” Bu fidan işte Hz. Mehdi (a.s)’dır, Moşiyah’tır. Hatta “İstanbul’u da Yakupoğulları fetheder manen.” diyor. Yakupoğulları dediği İsrailoğulları yani Hz. Mehdi (a.s) ve yine Musevi soyundan olan bazı talebeleriyle faaliyet yapar ve İstanbul’u manen alır, anlamı bu.

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ DİREK KATLİAM YAPMAZ, BİRİLERİNE YAPTIRIR

İngiliz derin devletiyle çok akılcı mücadele yapılması gerekiyor. Birçok taktik uygulayabilirler. Birincisi dikkat dağıtabilirler. Derler işte “Amerika yapıyor” yahut cepheyi yayabilir. Yani mücadele edilecek derin devlet yapılanmasını yayabilir. Mesela hiç ummadığın yerlere insanları gönderebilir. Afrika’ya olayı taşıyabilir, başka yerlere taşıyabilir ve insanı boğmak isteyebilir böyle. İngiltere ve Londra’nın üstünde durulması gerekiyor. Mesela İngiliz derin devleti direk katliam yapmaz, birilerine yaptırır. Mesela Güney Amerika’da çok fazla katliam yaptı. Direkt yapmıyor, birilerine yaptırtıyor. Hatta silahı da birilerine verdirttiriyor. “Sen bunlara silah ver” diyor, veriyor adam. Bu anlamda evanjeliklere kafayı takmak hata olur.

 

TÜRKİYE'YE MODERN İSLAM ANLAYIŞI HAKİM OLMAZSA BUNU BAHANE EDEREK TÜRKİYE'Yİ YOK ETMEK İSTEYECEKLERDİR. MODERNLİK DEVLET POLİTİKASI OLMALI

Modern İslam anlayışının dışında Türkiye’yi kurtaracak bir şey yok. Yani Türkiye modern bir ülke olmazsa batar söyleyeyim. Mutlaka bir devlet politikası olarak bunun yapılması gerekiyor. En hayati konu modern Türkiye. Yoksa mesela ben bakıyorum gençlerden bana çok fazla yazı yazan oluyor, müthiş bir Musevi nefreti var ve müthiş bir bağnazlık hakim. Mesela müziğe şiddetle karşılar. Akşama kadar diskodan çıkmayan gençler bana yazıyor, şiddetle müziğe karşı. Yani bağnazlığın kapısını açan o. Mesela adam blue jeanle geziyor ağzında sakız falan ama yarın bir gün IŞİD mantığı gelişse, El-Kaide, Taliban mantığı gelişse bakın açıkça söyleyeyim direkt o tarafa tavrını koyar. Yani direkt o mantığın içerisine girer. Seçim yapın iki taraftan birini desen o tarafı seçer. Çünkü orta yol yok dersen, birini seçin dersen o tarafı seçer. Büyük bir tehlike bu. Müzik olmayan bir İslam, böyle bir Müslümanlık ayakta kalmaz. Kadınların rahat giyinemediği, erkek çocuklarına bile kadın muamelesi yapılan bir İslam anlayışı batar, mümkün değil. Bak adamlar emek emek bunu elde etmişler yıllar içerisinde.

 

ATATÜRK NUTUK'TA İNGİLİZ DERİN DEVLETİ’NİN OYUNLARINI DETAYLI OLARAK ANLATMIŞTIR

Rahmetli Atatürk ne yamanmış. Hayret ediyorum. Bak, diyor ki, -İngiliz derin devletini Nutuk'ta anlatıyor- “Türklerle Kürtler arasında bir kardeş harbine sebebiyet vermek için Kürtleri İngiliz himayesi altında müstakil bir Kürdistan kurma planına iştirak etmek üzere tahrik ettiler. Bu teşebbüslerini tahakkuk ettirmek için büyük paralar harcadılar. Her türlü casusluğa başvurdular. Bak, her türlü casusluk. Bu suretle Noel isimli bir İngiliz subayı, uzun bir zaman Diyarbakır'da gayretler sarf etti. Ve faaliyetlerinde her türlü aldatma ve sahtekarlığa başvurdu.” İngiliz derin devleti elemanlarında, bakın, aldatma ve sahtekarlık ana konu oluyor. Şimdi Atatürk, rahmetlinin görüyor musunuz sözünü? Ve İngiliz derin devleti hep bununla başarılı olmuştur. Aldatma, sahtekarlık, iki yüzlülük, çaktırmadan fitne yapmak, pislik yapmak, kendini sezdirmemek. Bunların yüzünden anlamak mümkün değil. Hiç çaktırmadan mesela istese senden yana da görünür ama alttan alta köpek gibi İngiliz derin devletine sadakatini devam ettiriyor, hayret edilecek şey. En sonunda genellikle cinayetle sonuçlanıyor. İngiliz derin devleti bunları yok ediyor. İntihar süsü altında, şu süsü altında bu süsü altında yok ediyor. Ama köpeklemesine bir sadakat gösteriyorlar. Deccalin bir büyüsü bu. Hadislerde de söyleniyor deccalin insanlığa büyü yapacağı.

 

MÜSLÜMANLARIN ÇOĞU KENDİLERİNİ EZEN SİSTEMİN ARKASINDAKİ ASIL UNSURUN İNGİLİZ DERİN DEVLETİ OLDUĞUNU BİLMİYOR, YANLIŞ YERE YÖNELİYORLAR

Mesela komünist sloganlar atılıyor. “Kahrolsun Amerika, go home Amerika”, İngiltere ile ilgili tek kelime edilmez. Asıl yöneten İngiliz derin devleti olduğu halde dünyanın hiçbir yerinde duyulmamıştır. Sol örgütlere İngiliz derin devleti hakimdir, bütün terör örgütlerine hakimdir. Onlara sadece Amerika lehinde slogan attırır, İslam ülkelerinde de İsrail ve MOSSAD, Amerika başka bir şey dedirtmez.  Kendilerini inim inim inleten mahvedenin İngiliz derin devleti olduğunu bilmiyor Müslümanlar. Hayret edici şekilde bilmiyor. Hiç alakası olmayan bir hedefe yöneliyorlar. Asıl yönlendirilen hedeflere yönleniyorlar, orada çok büyük hata yapıyorlar. Mesela Irak’ın işgalini İngiliz derin devleti organize etti, Amerika yapmış gibi göründü. İşgal gerekçesini ortaya koyan İngiliz derin devletidir. 2010’da MI6’nın Başkanı İran iki yıl sonra nükleer silah yapacak dedi, adamlar bunu yedi,  birkaç açıklama yaptılar. Eski başbakanların bayağı bir bölümü İngiliz derin devletinin emrindedir. Onların açıklamalarıyla birleşti konu kapandı, Amerika müdahale kararı aldı. Amerikan ordusu hep çiftçilerin çocukları, hep petrolcülerin çocukları, ziraatçıların çocukları, hayvan güdücülerin çocukları garibandır onlar, bilmiyorlar. Geldiler orada savaştılar sonra akıl hastası oldular. Habire kendilerini öldürüyorlar şu an. İngiliz derin devleti çok acımasız, zalim bir örgüttür. Onları böyle intihara teşvik eden de onlardır.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (17 Ocak 2016; 22:00)

 

MÜNAFIK HER MÜSLÜMANI RAHATSIZ ETTİĞİNDE, ALLAH'IN BELA VERMESİNE BİR ADIM DAHA YAKLAŞMIŞ OLUR. MÜSLÜMANIN DA SEVAP ALMASINA VESİLE OLUR

Münafığın bir özelliği de Müslüman’ı rahatsız etmek istemesidir. Ne kadar zarar verebilirsem o kadar zarar vereyim kafasında olur. Yani lafıyla rahatsız etmek ister, sözüyle rahatsız etmek ister, tedirgin etmek ister, pislik yapacağını ima eder. Küçük, ufacık bir zarar bile onun için çok önemlidir kendi kafasına göre. Halbuki o Müslüman’a her seferinde sevap kazandırır, her seferinde de kendisine bir bela kazandırır. Adım, adım o cehennem çukuruna doğru yaklaştırır kendisini. Her konuşmasında cehennemi biraz daha genişler. Her Müslüman’ı rahatsız ettiğinde cehennem onu biraz daha kendine doğru çeker. Ve dünyada da o belalar onu biraz daha sarmaya başlar. Mesela bir tümörün ilk hücresi Allah’tan emri alır. Sen münafıklık yapıyorsun ama hücreye ses soluk dinletemiyorsun. O seni sarar. Allah belanı verir. Sen kendini çok bağımsız zannediyorsun. İşte, “Benim dilimi kimse anlamaz, konuşmamı kimse anlamaz.” Sen nihayetinde zavallı bir varlıksın. Nesin yani? Yemek yemezsen ölürsün, nefes alıp vermezsen ölürsün. Her şeye muhtaçsın. Zavallının tekisin. Nereye büyükleniyorsun? Bu derin devlet elemanlarında böyle bir Allahlık iddiası oluyor, büyüklük iddiası. Yani halktan farklı olmak. Halkın okumadığı kitapları okumak, halkın bilmediği şeyleri bilmek, halkın zekasının üstünde olmak, halktan daha akıllı olmak, halkın görüşemediği adamlarla görüşmek, halkın bilmediği planlar yapmak, halkın bilmediği sinsi olayların içerisine girmek. Ahlaksız; bunun sonucunda sadece çöküyorsun, mahvoluyorsun yani ve sürünüyorsun ve huzursuz yaşıyorsun, Allah belanı da veriyor. Adım adım belanın içine yaklaşıyorsun. Mümin de huzur içinde yaşıyor.

 

AYET AÇIKLAMALARI

“Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: 'Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti” (Fetih Suresi, 11) Yani annem bırakmadı, babam bırakmadı, malım vardı, işte arkadaş çevrem bırakmadı. Sen Allah için mi yaşıyorsun, ailen için mi yaşıyorsun, arkadaşların için mi yaşıyorsun? Allah için yaşıyorsan kendi kararını kendin vereceksin. “Ailen nerede?” diyorum, “Dışarıda” diyor. “Dışarı nerede?” diyorum, “Beynimin içinde” diyor. Beyninin içindeki görüntü sana nasıl talimat veriyor da seni İslam yolundan alıkoyuyor? Bu kadar mı aklın zayıf? “Beynimin içindeki görüntü bana müsaade etmedi” diyor. Allah sana “Git” diyor. Beyninin içindeki görüntü de “Gitme” diyor. Sen Allah’a uysana. Beyninin içindeki görüntüye ne uyuyorsun? “Çok canlı duruyor” diyor, “Gerçekmiş gibi” diyor. Gerçekmiş gibi olması, önemli değil. O bir hayal. Mutlak gerçek olan Allah’tır.

Şeytandan Allah’a sığınırım; “Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz.” (Fetih Suresi, 12) Yani bir daha işini kaybedeceği, okulunu kaybedeceği, arkadaş çevresini kaybedeceği, bir daha dönemeyeceği, öleceği, yaralanacağı, suikasta uğrayacağı. Sen orada kalıyorsun, gidiyorsun; Müslümanlar uzun uzun yaşıyor ama sen kanserden ölüyorsun, araba kazasında ölüyorsun, beyin kanamasından ölüyorsun. Veyahut ölmüyorsun ama sürünüyorsun. Kelimenin tam anlamıyla sürünüyorsun. Ne kazanıyorsun yani? Her anın bir sürünmeyle geçiyor.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net